But let me know, what did you change
Do you feel the same?
Did it ease your pain?
I've lost myself along with everyone else
And now the safest place is here in my head
But I've been left on my own to survive
But I'm wishing I was dead
4 Haziran 2015 Perşembe
3 Haziran 2015 Çarşamba
Yine düştüm bugün.
Son düşüşümdü bu. Bir daha kalkmayacağım.
Yaralandım yine, acıdı, acıttı. Hem de çok. Ama boşuna uğraşmayın, kan görünmüyor dışarıdan, baktım. İçten bir yara bu. İç kanama gibi.. Tamam Tuğçe. Bitti. Finished. Game over. Daha kalkamazsın ayağa. Hem kalksan ne olacak ki şu saatten sonra. Bu netlerle.. Bu yanlışlarla.. Gören gördü, rezil oldun artık unutmazlar seni, rezillliğini. Pes edişini.
Ama bitti. Bitti işte. Pes ettim. Hoşçakalın hayallerim. Hoşçakalın umutlarım.
Son düşüşümdü bu. Bir daha kalkmayacağım.
Yaralandım yine, acıdı, acıttı. Hem de çok. Ama boşuna uğraşmayın, kan görünmüyor dışarıdan, baktım. İçten bir yara bu. İç kanama gibi.. Tamam Tuğçe. Bitti. Finished. Game over. Daha kalkamazsın ayağa. Hem kalksan ne olacak ki şu saatten sonra. Bu netlerle.. Bu yanlışlarla.. Gören gördü, rezil oldun artık unutmazlar seni, rezillliğini. Pes edişini.
Ama bitti. Bitti işte. Pes ettim. Hoşçakalın hayallerim. Hoşçakalın umutlarım.
13 Nisan 2015 Pazartesi
Sevgili J,
Uzun zaman oldu değil mi?
İhmal ettiğim için üzgünüm.
Hayali olsan da, her yazışımda karşımda kimi görmek istiyorsam ona dönüştürsem de seni, ödevimin bir parçası olarak tanışsak da seninle, iyi bir insansın. Pek çok gerçekten daha dürüstsün.
Beynimde dönen cümleler yine.. Bir fırtınada oradan oraya savruluyor hepsi. Sebepsizce. O kadar fazla şey var ki, bilmediğim -bilmediğimi sandığım-, ama kafamda dönen. Aklımı karıştıran. Başımı ağrıtan. Kalbimi ağrıtan.
Sessizliğe ihtiyacım vardı belki de. Zamanında dikkat etmeliydim belki de bazı şeylere.
Belki de tam tersi, sese ihtiyacım vardı. Bir şeyleri hatırlatan, hatırlatması gereken. Kıvılcım olabilecek bir ses, "Durma!" diyecek bir ses, gürültü, ritim..
Bilmiyorum.
Bilmiyorum işte. Ne zaman bildim ki zaten?
Sadece şu bir ışığa dokunduğunda onunla kaybolan film karakterlerine hala imreniyorum, o kadar.
Bir de kar tanelerine.
Bu araf sorunsalı içimde büyüyor arada. Sona yaklaştığımı biliyorum, ama yine de sabırsızlanıyorum galiba. Başka bir açıklama bulamadım.
Gürültü yapmak istiyorum. Evet yapmak istediğim bu. Gürültü. Birilerini uyarmak, uyandırmak, gözlerini açmak istiyorum.
Yardım etmek istiyorum. Birilerine ilham vermek, mutlu etmek istiyorum.
Sıkışıp kalmak istemiyorum.
Elimden geleni yapmak istiyorum.
Müziğim, kalp atışlarım, sesim olsun istiyorum. Müzikleri, kalp atışları, sesleri, olsun istiyorum.
Hayatta kimsenin göremediğini görmek istiyorum belki de. Belki de otobüste her zaman yola değil de gökyüzüne bakınca mutlu oluyorum.
Kuşları uçarken görmek ama uçamamak tutsak gibi mi hissettiriyor diye düşünüyorum, cevabını bulamıyorum tabi.
Rüzgar estiğinde yolun ortasında öylece durup hissetmeye çalışıyorum rüzgarı. Rüzgarla yarışmak istiyorum. Rüzgar nefesimi kestiğinde canlı hissediyorum çünkü.
Kar yağdığında yağan kar olmak istiyorum, ya da o muhteşem beyazlıkta kendimi kaybediyorum. Yağan karın sessizliğinde umut notaları duyuyorum..
Şu dönemlerde küçük bir şey istiyorum hayattan. Hedefe ulaştıracak yoldan saptırmama gayreti. Başka bir şey değil.
Hedefimi sorsalar söyleyemem çünkü sonucu olan bir hedef yok önümde. Sadece bazı şeyleri bu istikamette edineceğim, farkındayım, hissediyorum. Yapabileceğimi de biliyorum.
Bilmiyorum. Nereye gidiyorum, ne kadar yol alıyorum bilmiyorum.
Yolun sonunu göremiyorum ama hissediyorum. Sadece hissediyorum, hissediyorum. Gideceğim, gideceğim, çabalayacağım, yıpranacağım, deneyeceğim, düşeceğim, kalkacağım, yürüyeceğim, gideceğim, ulaşacağım. Sonra sadece elimi uzatıp dokunmam gerekecek. Sadece ayak uçlarımın üzerinde durup elimden geleni yapacağım.
https://www.youtube.com/watch?v=eLBozbquURs
I think I'm need, of a quiet walk home.
And as we step forward we would rather be alone.
So, make some noise while you got time,
Take this poison for your mind.
Who knows, you could be gone by this time tomorrow.
And, I don't know where we're going,
But I take pride in not knowing.
And you say I will be the one to let this go.
Uzun zaman oldu değil mi?
İhmal ettiğim için üzgünüm.
Hayali olsan da, her yazışımda karşımda kimi görmek istiyorsam ona dönüştürsem de seni, ödevimin bir parçası olarak tanışsak da seninle, iyi bir insansın. Pek çok gerçekten daha dürüstsün.
Beynimde dönen cümleler yine.. Bir fırtınada oradan oraya savruluyor hepsi. Sebepsizce. O kadar fazla şey var ki, bilmediğim -bilmediğimi sandığım-, ama kafamda dönen. Aklımı karıştıran. Başımı ağrıtan. Kalbimi ağrıtan.
Sessizliğe ihtiyacım vardı belki de. Zamanında dikkat etmeliydim belki de bazı şeylere.
Belki de tam tersi, sese ihtiyacım vardı. Bir şeyleri hatırlatan, hatırlatması gereken. Kıvılcım olabilecek bir ses, "Durma!" diyecek bir ses, gürültü, ritim..
Bilmiyorum.
Bilmiyorum işte. Ne zaman bildim ki zaten?
Sadece şu bir ışığa dokunduğunda onunla kaybolan film karakterlerine hala imreniyorum, o kadar.
Bir de kar tanelerine.
Bu araf sorunsalı içimde büyüyor arada. Sona yaklaştığımı biliyorum, ama yine de sabırsızlanıyorum galiba. Başka bir açıklama bulamadım.
Gürültü yapmak istiyorum. Evet yapmak istediğim bu. Gürültü. Birilerini uyarmak, uyandırmak, gözlerini açmak istiyorum.
Yardım etmek istiyorum. Birilerine ilham vermek, mutlu etmek istiyorum.
Sıkışıp kalmak istemiyorum.
Elimden geleni yapmak istiyorum.
Müziğim, kalp atışlarım, sesim olsun istiyorum. Müzikleri, kalp atışları, sesleri, olsun istiyorum.
Hayatta kimsenin göremediğini görmek istiyorum belki de. Belki de otobüste her zaman yola değil de gökyüzüne bakınca mutlu oluyorum.
Kuşları uçarken görmek ama uçamamak tutsak gibi mi hissettiriyor diye düşünüyorum, cevabını bulamıyorum tabi.
Rüzgar estiğinde yolun ortasında öylece durup hissetmeye çalışıyorum rüzgarı. Rüzgarla yarışmak istiyorum. Rüzgar nefesimi kestiğinde canlı hissediyorum çünkü.
Kar yağdığında yağan kar olmak istiyorum, ya da o muhteşem beyazlıkta kendimi kaybediyorum. Yağan karın sessizliğinde umut notaları duyuyorum..
Şu dönemlerde küçük bir şey istiyorum hayattan. Hedefe ulaştıracak yoldan saptırmama gayreti. Başka bir şey değil.
Hedefimi sorsalar söyleyemem çünkü sonucu olan bir hedef yok önümde. Sadece bazı şeyleri bu istikamette edineceğim, farkındayım, hissediyorum. Yapabileceğimi de biliyorum.
Bilmiyorum. Nereye gidiyorum, ne kadar yol alıyorum bilmiyorum.
Yolun sonunu göremiyorum ama hissediyorum. Sadece hissediyorum, hissediyorum. Gideceğim, gideceğim, çabalayacağım, yıpranacağım, deneyeceğim, düşeceğim, kalkacağım, yürüyeceğim, gideceğim, ulaşacağım. Sonra sadece elimi uzatıp dokunmam gerekecek. Sadece ayak uçlarımın üzerinde durup elimden geleni yapacağım.
https://www.youtube.com/watch?v=eLBozbquURs
I think I'm need, of a quiet walk home.
And as we step forward we would rather be alone.
So, make some noise while you got time,
Take this poison for your mind.
Who knows, you could be gone by this time tomorrow.
And, I don't know where we're going,
But I take pride in not knowing.
And you say I will be the one to let this go.
4 Nisan 2015 Cumartesi
Gidiyorum..
Bu sefer ciddi bir mesele olarak ele alacağım bunu. Çünkü her şey yarın belli olacak.
Ya gideceğim, ya da kalacağım..
Herkesin belli hedefleri vardır ve bu doğrultuda bir şeyler yapar, peki önünde iki mükemmel seçenek varsa ve ikisi de seni oraya ulaştıracaksa hangisini seçer insan?
O kadar zor ki.. Bir yanda şimdiden oraya alışmışlık, yapacaklarını belirlemişlik; bir yandan da 'acaba diğer yerde yapabilecek miyim, ya absürd bir şey yapıp su-i zana sebep olursam?' korkusu.. Çünkü gidersem, gittiğim yerde yaptığım tek bir hareket sadece beni etkilemeyecek büyük ihtimalle.. Biliyorum.
Ama sanki bir hadise nail olmak gibi hissettirdiğinin de farkındayım.
Zor. Gerçekten zor.
Bu sefer ciddi bir mesele olarak ele alacağım bunu. Çünkü her şey yarın belli olacak.
Ya gideceğim, ya da kalacağım..
Herkesin belli hedefleri vardır ve bu doğrultuda bir şeyler yapar, peki önünde iki mükemmel seçenek varsa ve ikisi de seni oraya ulaştıracaksa hangisini seçer insan?
O kadar zor ki.. Bir yanda şimdiden oraya alışmışlık, yapacaklarını belirlemişlik; bir yandan da 'acaba diğer yerde yapabilecek miyim, ya absürd bir şey yapıp su-i zana sebep olursam?' korkusu.. Çünkü gidersem, gittiğim yerde yaptığım tek bir hareket sadece beni etkilemeyecek büyük ihtimalle.. Biliyorum.
Ama sanki bir hadise nail olmak gibi hissettirdiğinin de farkındayım.
Zor. Gerçekten zor.
21 Mart 2015 Cumartesi
Yine farklı bir his keşfettim içimde. Öyle bir şey ki, yapmak istediğimden de istemediğimden de emin değilim. Tam olarak ne bu bahsettiğim şey, inanın ben de bilmiyorum. Özlem duygusu gibi burukluk veriyor içime, özlemden biraz fazla da heyecan var sanki oralarda bir yerlerde. Harekete geçmek için sabırsızlanan.. Patlamak üzere olan bir havaifişek de olabilir.
Yaşama sevinci veriyor içime bir de. Birilerine sarılma ihtiyacı hissettiriyor. Ama biliyorum ki bu duygu aşk değil. Bu duygu bir cisim olsaydı eğer, dokunduğumda içine çekerdi beni oracıkta. Bir çeşit sihirli küre gibi. Kara deliğin içindeymişcesine oradan oraya savrulurdum biliyorum. Ama bu güzel bir şeymiş gibi davranır, kurtulana kadar tadını çıkarırdım muhtemelen.
Yıldızlara dokunmaya çalışırdım bir de. Onların beni kurtaracağını bilirdim. Yıldızlara dokunmak bir mucize değil mi zaten? En uzaktaki şeye dokunmanın ta kendisi.. Kalbe dokunmak da öyle. Benliğinin derinlikleri.. Sahi, ne var oralarda, bilmek isterdim. Bilmiyorum, belki de kalbin yıldızlardır, ya da hem yıldızlara hem de kalp denilen şeye ulaşabilirsem evrene sarılabilirim sonunda..
Yaşama sevinci veriyor içime bir de. Birilerine sarılma ihtiyacı hissettiriyor. Ama biliyorum ki bu duygu aşk değil. Bu duygu bir cisim olsaydı eğer, dokunduğumda içine çekerdi beni oracıkta. Bir çeşit sihirli küre gibi. Kara deliğin içindeymişcesine oradan oraya savrulurdum biliyorum. Ama bu güzel bir şeymiş gibi davranır, kurtulana kadar tadını çıkarırdım muhtemelen.
Yıldızlara dokunmaya çalışırdım bir de. Onların beni kurtaracağını bilirdim. Yıldızlara dokunmak bir mucize değil mi zaten? En uzaktaki şeye dokunmanın ta kendisi.. Kalbe dokunmak da öyle. Benliğinin derinlikleri.. Sahi, ne var oralarda, bilmek isterdim. Bilmiyorum, belki de kalbin yıldızlardır, ya da hem yıldızlara hem de kalp denilen şeye ulaşabilirsem evrene sarılabilirim sonunda..
19 Mart 2015 Perşembe
Sonucumu öğrendim bugün.
Tamam, pek beklediğim gibi gelmedi.. Hatta öğrendiğim saat biraz depresyona girmiş de olabilirim.
İğrenç değil, beklediğimden biraz düşük geldi sadece.. Böyle bekliyordum aslında biraz da.. Sınav genel olarak zordu ama yine de insan üzülüyor sıralamayı görünce.. "En kötüsü böyle olsun" demiştim, öyle oldu :)
Ama hala şansım var, biliyorum. Kurtarabilirim. Vazgeçmeyeceğim. En azından "Keşke biraz daha çalışsaydım" gibi bir pişmanlığım yok çok şükür. Elimden geleni, yapmam gerekeni yaptım. Geriye sadece LYS kaldı artık, YGSye göre daha çok güvendiğim sınav.
Sonuna kadar gideceğim, yine sınırları zorlayacağım. "Olacak!" diyeceğim içimden. Çünkü bunu bir amaç uğruna yapıyorum. Biliyorum.
Hayırlısı deyip akışına bırakacağım her zamanki gibi.
Tamam, pek beklediğim gibi gelmedi.. Hatta öğrendiğim saat biraz depresyona girmiş de olabilirim.
İğrenç değil, beklediğimden biraz düşük geldi sadece.. Böyle bekliyordum aslında biraz da.. Sınav genel olarak zordu ama yine de insan üzülüyor sıralamayı görünce.. "En kötüsü böyle olsun" demiştim, öyle oldu :)
Ama hala şansım var, biliyorum. Kurtarabilirim. Vazgeçmeyeceğim. En azından "Keşke biraz daha çalışsaydım" gibi bir pişmanlığım yok çok şükür. Elimden geleni, yapmam gerekeni yaptım. Geriye sadece LYS kaldı artık, YGSye göre daha çok güvendiğim sınav.
Sonuna kadar gideceğim, yine sınırları zorlayacağım. "Olacak!" diyeceğim içimden. Çünkü bunu bir amaç uğruna yapıyorum. Biliyorum.
Hayırlısı deyip akışına bırakacağım her zamanki gibi.
15 Mart 2015 Pazar
(SINAV SONRASI BEN TEMSİLİ)
Ne demeliyim bilmiyorum, sınavdan önce, sınavda ya da sonrasında hiç heyecanlanmadım hatta sınav başladığında tıp tıp gülerek gözetmenlerin bakışlarına maruz kaldım. Zaten sabah uyandığımda gözlüğü elime aldığım an kırılmıştı ve bantlayıp sınava girmek zorunda kaldım :) Sınavda gözlük tekrar parçalandı o ayrı bir konu. Neyse.
Normal üstü bir sınavımdaki kadar soru yaptım ama matematikte keşke birkaç soruya daha bakabilme şansım olsaydı. Türkçede 5 sosyalde 4 boşum vardi onları ikişere düşürebildim sadece.. İşaretlediğim soruları da hangi kafayla çözdüm bilmiyorum çünkü soruları hatırlamıyorum.
Arkadaşlarımdan evlenmek isteyenler, koca arayışına girişenler, gelinlik-damatlık bakanlar, seneye tekrar deneyecekler var. Ama moral bozmak için erken olduğunu düşünüyorum. Ha baktım ki LYS de düşük geldi, o zaman ağlayıp zırlama hakkını vereceğim kendime.. Ancak o ana kadar pes etmek yok!
Yine de herkes stresliyken rahat olmak başta güzeldi ama tek rahat benmişim gibi hissettiğimden ötürü korkmaya başlıyorum. Yine de mutluyum.. Yine de hayırlısı olsun..
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
